Ankara–İsrail hattında gerilim: Erdoğan’ın eski sözleri ve ‘Hitler’ tartışması krizi derinleştirdi

Türkiye ile İsrail arasındaki uzun süredir sorunlu ilişkiler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2024’te yaptığı ve Türkiye’nin İsrail’e karşı devreye girebileceğini ima eden sözlerinin yeniden gündeme gelmesi ve Ankara’nın İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’yu “zamanımızın Hitler’i” olarak nitelemesiyle yeniden alevlendi.
Erdoğan’ın ofisi, pazar gününden itibaren yoğun biçimde dolaşıma giren alıntıların eski olduğunu ve bağlamından koparıldığını belirtirken, Ankara’nın bölgede “kan dökülmesinin sona ermesi” ve “kalıcı barış” için çalıştığını vurguladı.
Erdoğan, İsrail’in 2023’ten itibaren Gazze’de yürüttüğü savaşa sert bir dille karşı çıkmış, 2024’te de Türkiye’nin Filistinliler adına “saçma” bulduğu İsrail askeri eylemlerine karşı müdahil olabileceğini söylemişti.
Müdahalenin nasıl olabileceğine dair ayrıntı vermeyen Erdoğan, Türkiye’nin Libya’ya asker gönderme kararını ve Azerbaycan’ın 2023’te ayrılıkçı Dağlık Karabağ’ı etnik Ermeni güçlerden geri alma operasyonuna verilen desteği hatırlatmıştı. Bu sözler, İsrail’in Türkiye’nin NATO’dan çıkarılmasını talep etmesine yol açtı.
Hafta sonu tansiyonu yükselten açıklamalar peş peşe geldi. Türkiye Dışişleri Bakanlığı, cumartesi günü Netanyahu’yu “zamanımızın Hitler’i” olarak tanımladı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin (UCM) Netanyahu ile eski savunma bakanı Yoav Gallant hakkında, Gazze Şeridi’nde Hamas’a karşı yürütülen savaş bağlamında insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları işlendiği iddiasıyla verdiği tutuklama emrine atıf yaptı.
7 Ekim 2023’te İsrail’e yönelik saldırılarda yaklaşık 1.200 kişi öldürüldü; 251 kişi de Gazze’ye rehin alındı ve hayatta kalanlar ile öldürülenlerin naaşları artık İsrail’e geri getirildi. Gazze’deki sağlık yetkilileri, İsrail’in bombardımanı başladığından bu yana şeritte 70.000’den fazla kişinin öldüğünü bildiriyor.
İsrail UCM’nin yetkisini tanımıyor. Öte yandan Güney Afrika’nın Aralık 2023’te Birleşmiş Milletler’in en yüksek yargı organı olan Uluslararası Adalet Divanı’na yaptığı başvuruda İsrail’in Gazze’de soykırım yapmakla suçlanması davası sürüyor; İsrail bu suçlamaları reddediyor.
Açık bir Türk-İsrail çatışması olasılığı düşük görülüyor. ABD’li yetkililer ateşkes anlaşmalarını güvence altına almaya çalışmayı sürdürürken, Orta Doğu’da yeni bir çatışmanın Washington’da muhtemelen hoş karşılanmayacağı değerlendiriliyor. Türkiye, bir NATO üyesi olarak İsrail tarafından saldırıya uğraması halinde teorik olarak İttifak’ın 5.
maddesini gündeme getirebilir; bu, ABD dahil tüm müttefiklerin Türkiye’nin savunulması konusunda ortak bir yanıtı tartışmasını gerektirir. İsrail ise ABD’ye çok yakın; bu koşullarda Washington’un İsrail’e destek vermemesini tasavvur etmek güç.
Netanyahu, cumartesi günü paylaştığı bir mesajda İsrail’in İran ve Tahran destekli gruplarla mücadeleyi sürdüreceğini söyleyerek, Erdoğan’ı bu gruplara alan açmakla ve “kendi Kürt vatandaşlarını katletmekle” suçladı. Ankara yıllardır Kürt militan gruplarla mücadele yürütüyor; Türk yetkililer, PKK’yı terör örgütü ve başlıca güvenlik tehdidi olarak tanımlıyor.
Türkiye, 1949’da İsrail’i tanıyan ilk Müslüman çoğunluklu ülke olmuştu. İkili ilişkiler tarihsel olarak dalgalı bir seyir izledi; Gazze savaşıyla birlikte gerilim daha da arttı. Hafta sonu tırmanan sert retoriğe karşın, Ankara “kalıcı barış” hedefini yineledi; kısa vadede tonun yumuşamasına dair somut bir işaret ise görünmüyor.
